BEN; İBRAHİM BAŞBOSTANCI
Adres : Altay M. Sevinç Sok. No:32/8 TURGUTLU/MANİSA
Telefon : 0 505 217 02 90
Email. : basbostanci@hotmail.com
Web : www.ibrahimbasbostanci.com
D A Ğ I T I M :
G e r e ğ i :
T.C. Cumhurbaşkanı
Sayın AbdullahGÜL’ ün biz zati şahsına (Henüz gönderilmedi)
T.C. Başbakanı
Sayın Recep Tayip ERDOĞAN’ ın biz zati şahsına (Henüz gönderilmedi)
T. C. Başbakanlığına : ANKARA (Henüz gönderilmedi)
İç İşleri Bakanlığına : ANKARA (Henüz gönderilmedi)
TBMM Başkanlığına : ANKARA (Henüz gönderilmedi)
TBMM İnsan Hakları
İnceleme Komisyonu
Başkanlığına : ANKARA (Henüz gönderilmedi)
Valilik Makamına : MANİSA (Henüz gönderilmedi)
İl Emniyet Müdürlüğüne : MANİSA (Henüz gönderilmedi)
Kaymakamlık Makamına : TURGUTLU (Henüz gönderilmedi)
Baro Başkanlığına : TURGUTLU yoksa MANİSA(Henüz gönderilmedi)
Bilgi :
Genel Kurmay Başkanlığına :ANKARA (Henüz gönderilmedi)
Jandarma Genel Komutanlığına: ANKARA (Henüz gönderilmedi)
İl Jandarma Komutanlığına : MANİSA (Henüz gönderilmedi)
İlçe Jandarma Komutanlığına : TURGUTLU (Henüz gönderilmedi)
Belediye Başkanlığına : TURGUTLU (Henüz gönderilmedi)
AYRICA İLGİLENEN KİŞİ MAKAM VE KURULUŞLARA
İşkence ve kötü muamele konusunda sıfır tolerans ilkesini benimsemesi, reform niteliğinde mevzuat değişikliği yapmış ve uygulama için de elinden gelen tüm gayreti gösteren ülkemde sistematik işkence yoktur.
Ancak ben 01 OCAK 2009 saat :01 sularından saat 05 lere kadar fasılalı olarak Manisa/Turgutlu ilçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli bir takım sivil polis olduğunu zannettiğim kişiler ile resmi polislerin bireysel olarak sistematik olmayan işkence ve kötü muamelelerine maruz kaldım.
Bu durum aynı gece alınan adli doktor raporunda ve aşağıda sıralayacağım tanık ve deliler ile olayın detayını içeren savcılığa vermiş olduğum ifademde sabittir.
YAŞADIĞIM OLAYIN TANIKLARI:
1. Mustafa KOÇAŞ
2. Seyit Ali isimli şahıs….. (Soyismini bilmiyorum.)
3. Konyalı Osman olarak tanıdığım şahıs (Soyismini bilmiyorum.)
4.Konyalı Bakkal Kadir olarak tanıdığım şahıs (Soyismini bilmiyorum.)
5. Ali KOÇAŞ
6. Eşim Emel BAŞBOSTANCI
7. Kardeşim Ali BAŞBOSTANCI
8. Kardeşim Serdar BAŞBOSTANCI
1. ANAYASAL HAKLARIMIN ÇİĞNENDİĞİ İLGİLİ MADDELER.
Anasaya MADDE 12. – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Kişiliğime bağlı dokunulmazlık devredilemez ve vazgeçilemez olan temel hak ve hürriyetime polisler dokundu. Bireysel olarak işkence ve kötü muameleler yaptılar.
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı muamelere fiziki ve ruhsal baskı cebir ve şiddete maruz bırakıldım, daha sonradan öğrendiğime göre kısmi olarak tanıklarım Seyitali abi….(Soy ismini bilmiyorum), ile sürecin ilerleyen safhalarında kardeşim Ali BAŞBOSTANCI, Serdar BAŞBOSTANCI, eşim Emel BAŞBOSTANCI da polisler tarafından mağdur edilmişlerdir. Gerektiğinde ifadelerine başvurulabilinir.
MADDE 17. – Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
Yaşama, maddî ve manevî varlığımı koruma hakkım yukarıda belirttiğim süre içerisinde polisler tarafından elimden alındı.
Kanunda yazılı haller dışında, vücut bütünlüğüme zarar verildi.
Detaylı ifadem savcılıkta verilmiştir.
Olayın başlangıcında kimliklerimiz istendi herkes kimliğini çıkardı ve verdi, bende askeri emekli kimlik kartımı verdim, resmi polis memuru askeri kimliğimi önce eline aldı ve senin başka kimliğin yok mu diyerek kimliğimi fırlattı, bende devletin verdiği kimliği neden beğenmiyorsun dedim. Kendisine olayı büyütmemesi için ricalarda bulunmama rağmen kişiliğime ve insanlık onurumu zedeleyici ve aşağılayıcı tarzına devam etti.
Araç içerisindeyken “Askerliğine mi güveniyorsun lan, Askeri kimliğine mi güveniyorsun” diye sertçe bağırarak çıkıştı. Kendisine Asker olmadığımı sivil bir vatandaştan farkım olmadığını söyledim, bundan sonra tavrı biraz daha sertleşti bağırıp hakaret etmeye devam etti, bu arada değişik kimseler gelmişti. Bende kendisine bana bağıramazsın diyerek bağırdım. Öğrendiğime göre onlarda polismiş, etrafıma tam hakim olamıyordum o esnada.
Hiçbir polise el kaldırmadığım halde “ Sen polise mi vuruyorsun, sen polise vurdun ha” gibi beni tartaklamayı kafasına koymuş olan polislerin tuzak zemin hazırlayışları arasında darp edilmeye başlandım.
Yerde arkadan kelepçe vurulurken kollarıma, bacaklarıma sırtıma, kafama nereden ve kimden geldiğini göremediğim tekmeler, darbeler aldım. Ayakta kelepçeli vaziyetteyken suratıma sivil bir polis tarafından yumruk atıldı, ağzım ve burnum kanlar içinde kaldı. Refleksle bu polise kafa atmak istedim, başarılı olamadım.
Ancak sonradan öğrendiğime göre suratıma yumruk atan komisermiş. Zaten tedirgin davranan polis memurları komiserlerinden cesaret aldıkları ruhla onlarda şiddetle saldırıya devam etmişler. (Bu bilgileri savcılık makamından serbest kaldıktan sonra tanıklarımdan elde ettim.)
Bu yaşanan olaylar esnasında bende kendimi korumaya refleks hareketler yapmaya devam ediyordum, şerefli haysiyetli dürüst bir polis yok mu beni dinleyecek, sizin amiriniz müdürünüz yok mu bunu engelleyecek, beni dinleyecek burada kimse yoksa bari bir askeri personel gelsin beni dinlesin korusun kollasın diye bağırıyordum. Bana vurmayın böbrek hastasıyım, doktora götürün, hastaneye götürün diye yalvardım, bitkin vaziyetteydim.
Yine sonradan öğrendiğime göre benden akan yerdeki kanları kahveci Mustafa KOÇAŞ’ ın oğlu Ali KOÇAŞ temizlenmiş.
Savcılıkta verdiğim İfadem de belirttiğim olay tanıkları kahvehanede yaşadığım polis aracına karga tulumba başım aşağı ayaklarım tavanda bindirilişim ile insanlık onuruna aykırı tüm bu kötü muameleler ile küfür, hakaret ve darp olaylarına şahittirler.
Beni tıbbi yardım almam için sağlık kuruluşuna götüreceklerini beklerken polis karakoluna getirildim ve kapıdan içeriye polisler tarafından ellerim arkadan kelepçeli vaziyette yere ittirildim ve düşürüldüm.
Burada da kahvehanede olduğu gibi tekmelere hakaret ve küfürlere maruz kaldım, kendimi çırpınarak ayaklarımı sağa sola sallayarak korumaya çalıştım. Bu arada da yakınlarıma haber verilmesini, avukat taleb ettiğimi söylediğim halde bunların hiç biri gerçekleştirilmedi.
Bir ara olayı başkalarından öğrendiğini anladığım kardeşim Ali BAŞBOSTANCI’ nın kapı dışında polislerle tartıştığını duydum, içeriye alınmasını benim maruz kaldığım olaylara şahit olmasını istediğim için kapıya ayaklarımla hamleler yaptım başarılı olamadım. Polisler buna müsaade etmediler. Ben ellerim kelepçeli olduğu halde yerde sürünerek ayaklarımla kapıyı açmaya çalıştım, polisler beni kapıdan uzak tutmaya çalıştılar.
Bir ara cep telefonu ile kameraya kaydettiği görüntüsünü veren yada gerçekten kaydediyordu, bir polisi gördüm ve dövülüp sövüldüğüm ile ilgili çekimleri de yaptın mı diyerek kendisine sert söylemde bulundum.
Süreç içinde bitkin vaziyete geldiğim bir esnada “bu böyle olmayacak ben bunun ne istediğini biliyorum bunu bana bırakın” diyen resmi bir polis tarafından diğer arkadaşlarının yardımı ile tuvalete götürüldüm. Kafam pisivuarın altına geldiği halde önce kafamı ayak çamurları idrar akıntıları ile karışık olan su birikintilerine bastırdılar, ağzımı burnumu buralara sürttüler, “sen buna layıksın diye söylemlerine” devam ettiler. Bu esnada sağ kaburgalarıma sert bir tekme aldım, o anda nefesim bir süreliğine durdu, nefes alamadım, aynı anda hayâlarımı elle sıkıp işkenceye devam ediyordu birisi. Birinin “yeter artık başımıza bela alacağız” dediğini duydum. Zannediyorum hortumlaydı kafamı suyla yıkadılar, birisinin yine “yüzündeki kanları da yıka hastaneye böyle gitmesin” dediğini duydum.
Yıkama işleminden sonra işkence yapmaktan vazgeçtiler, Bir süre polis karakolu içerisinde beni sakinleştirmek istedikleri kanısını hissettim ve bunu sağlaması için kardeşimin içeriye alınmasına müsaade ettiler.
Daha sonra sanırım 02 sularında hastaneye getirildim, ilk defa insanlık adına iyi bir şey yapılıyordu, hastanede olayı merak eden hemşireler olsun kardeşlerim olsun olayı anlatırken öfke seli içerisindeydim, polislere veryansın ederken, İsmini sonradan öğrendiğim Komiser İbrahim denen bir sivil polis tarafından hastanede yine suratıma tedavi esnasında iken yumruk atıldı, bu durumda ellerim kelepçeli idi, ve savunmasız vaziyetteydim, ellerimde ona vurmak istedim başarılı olamadım, polisler tarafından engellendim, ancak onu engelleyen kimse yoktu. O andamı yoksa dışarıya çıkıp tekrar içeriye girdiği andamı tam olarak hatırlayamıyorum. O polisi görünce ayak tabanımla onun göğsüne tekme attım ve onu duvara doğru sevk ettim. Polisler ve kardeşim Serdar BAŞBOSTANCI araya girdi, durumun devamını engellediler. Bu olaylardan sonra fiziksel bir kötü muameleye maruz kalmadım.
Gözaltında tutulduğum karakolda ruhsal baskıya devam devam edildi. İyi davranan polisler de vardı elbette hatta bir polis bana gelip “ birader bak ben seni ilk kez görüyorum olayın buraya nasıl geldiğini neler yaşandığını bilmiyorum, benim yüzüme bak sakin ol “ derken o gece tüm polisler benim düşmanım gibiydi. Hiç birini samimi bulmuyordum. Benimle konuşmasını reddettim.
Hatta süreç içinde bir belgeye imza atmak istemeyen eşime ve kardeşim Aliye de fiziksel kötü muamele ile onur kırıcı davranışlarda bulundular. Saat muhtemelen 04 sularıydı. Aslında zaman mevhumundan da tam emin değilim.
İlerleyen saatlerde kafama aldığım darbelerden olduğunu sandığım rahatsızlık yaşamaya başladım. Hastane talebimi uygun buldular ve beni tekrar hastaneye götürdüler. Yapılan müdahaleler de ve tetkiklerde bir şey olmadığını doktor söyledi.
O saatten sonra hiçbir polisin kötü muamelesine maruz kalmadım. Poliste ifadem alınmak istendi. Polisin şüpheliyle görüşmeyecek misiniz sorusuna barodan geldiğini söyleyen bir avukat direk ifademin alınmasını söyledi. Ben bu duruma itiraz ettim. Bana hukuksal yardımda bulunacak siz misiniz diye kendisine sordum. Bana evet dedi. Ben sizinle görüşmek istiyorum dedim. Polis memuru dışarıya çıktı. Kimliğinizi görebilir miyim dedim, bu sorum avukatı sinirlendirmişti.
Ancak soruş amacım vardı. Bu avukat olmayabilirdi tıpkı gece karakolda bana kendini emniyet müdürü olarak tanıtan sivil polis olduğunu zannettiğim kişi gibi, o polise kimliğini göster dedim göstermemişti. Avukatın kimliği gördükten sonra ciddiyetsiz ve meslek ruhuna yaraşmayacak tutum ve davranışından dolayı bana hukuksal yardımından çok zararı olabileceğini düşündüm ve bu avukatın yardımını kabul etmeyi uygun bulmadım.
Bu kararımda da haklı çıktım çünkü polis memuru içeriye girdikten sonra hiçbir açıklama beklemeyen polis memuruna şüpheliyle müdafi arasında geçen mahrem sayılması gereken tüm konuştuğumuzu avukat kendiliğinden polise açıkladı. Polis memuruna hiçbir polise ifade vermeyeceğimi ve bu avukatı kabul etmediğimi söyledim. Kendi aralarında tutanak tuttular ve kendileri imzaladılar. Avukat bu arada bana açıklamalarda bulundu, esasında gelmesi gereken avukatın bayan olduğunu ama nöbetini bitirmeyi bekleyerek ve benimle ilgilenmesi için nöbet değişiminden sonra kendisinin gelmek zorunda olduğunu açıkladı. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur benim avukat talebim gece karakola getirildiğim ilk esnadadır. Avukat la temasım saat 10 sularıydı.
Saat 13 sularında nezaretten alınarak savcılığa ifade vermek üzere getirildim ve detaylı ifademi savcıya verdikten sonra serbest bırakıldım.
ANAYASA MADDE 19. – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Bu madde ile ilgili olarak yukarıda anlattığım süreçte mağdur edildim. Anayasanın bu maddesi de polislerce ihlal edildi. Maddede sayılan haller oluşmadığı halde, varmış sayılarak mağdur edildim.
MADDE 22. – (Değişik: 3.10.2001-4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
Bu madde ile ilgili olarak yakınlarımla haberleşmeme uygun zemin yaratılmadı, haber verilmesini istediğim halde bu talebim yerine getirilmedi. Bilakis yakınlarımla görüşmem polisler tarafından engellendi.
MADDE 38. – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Suçluluğum mahkeme kararıyla sabit olmadığı halde süreç boyunca suçlu muamelesi gördüm, hakarete uğradım. Aşağılandım. İnsanlık onuruna yakışmayacak türlü fiziksel ve ruhsal muamelelere uğradım. Ceza ve ceza yerine geçen sözde güvenlik tedbirleri ile darp edildim, işkenceye uğradım.
MADDE 40. – Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek: 3.10.2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
Hak ve hürriyetlerim ihlâl edildi yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını istememe rağmen hiçbir talebim yerine getirilmedi. Olayın ilk aşamasında doktor istedim engellendi, yetkili bir dürüst polis istedim, müdür istedim talebim yerine getirilmedi.
Bari askeri bir personel gelsin beni korusun kollasın dedim bunu da yerine getirmediler Karakol da avukat istedim, bu talebimi de yerine getirmediler. Yakınlarımla haberleşmek istedim, buda gerçekleşmedi. Hatta ilk etapta engellendi.
Sivil ve resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığım zararlarla ilgili haklarım saklıdır.
2. İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ İLGİLİ MADDELER
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 Sayılı Bakanlar Kurulu ile "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Resmi Gazete ile yayınlanması yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu Beyanname hakkında radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması" kararlaştırılmıştır.
Bakanlar Kurulu Kararı 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; İnsanlık topluluğunun bütün bireyleriyle kuruluşlarının bu Bildirgeyi her zaman göz önünde tutarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmeye, giderek artan ulusal ve uluslar arası önlemlerle gerek üye devletlerin halkları ve gerekse bu devletlerin yönetimi altındaki ülkeler halkları arasında bu hakların dünyaca etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için ortak ideal ölçüleri belirleyen bu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder.
Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
Fakat polisler bana böyle davranmadılar. Akıllarını kullanamayıp, görevlerini kötüye kullandılar. Vicdanlarını dinlemediler.
Madde 3 -Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
Bu haklarım belirttiğim süreç içinde fasılalı olarak elimden alındı.
Madde 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.
Fakat bana bunların hepsi polisler tarafından yapıldı.
Madde 6- Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.
Kişiliğim, vücut bütünlüğüm polis tekmeleri ve elleriyle darp edildi, dilleriyle küfür ve hakaretlere maruz kaldım. Hukuksal haklarım hiçe sayıldı.
Madde 7- Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu bildirgeye aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.
Her Türk vatandaşının hakkı olan bu ilkesel haklardan mahrum bırakıldım.
Madde 11
1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Mahkeme kararı olmadıkça suçsuz sayılmam gerektiği halde sanki suçluymuşum gibi davranıldı, hatta polis tarafından uygun görülen cezalar fiziksel ve ruhsal olarak bana reva görüldü.
Eğer ben bir suç işlediysem bunun cezasını yasalar belirler ve yasalarda belirtilen merciler bunu uygular ancak polis tüm bunların hepsini kendi yaptı. Hatta eğer suçum alkol almaksa evet bunu aldım ama gördüğüm ceza teröriste bile yapılmıyor bu ülkede, çünkü terörist bile yasalarla korunup kişilik hakları savunulan anayasal haklara sahip bu ülkede.
Madde 30- Bu bildirgenin hiçbir kuralı, herhangi bir devlet, topluluk veya kişiye, burada açıklanan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan bir girişimde veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde yorumlanamaz.
3. TÜRK CEZA KANUNU İLE İLGİLİ MADDELER
MADDE 2. - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Yaşadığım tüm süreç ve ifademde ayrıntılarını anlattığım, olaylar bu madde hükümlerini hiçe saymakta ve çiğnemektedir.
Meşru savunma ve zorunluluk hâli
MADDE 25. - (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Şahsıma yönelmiş, gerçekleşen ve tekrarı devam olan haksız saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Ayaklarımla engel olmaya çalıştım. Ellerim kelepçeliydi. Bana vuran polislere mukavemet ettim. Ancak hiç birine elimle vurmadım, zaten bir dakika bile sürmeden kelepçelenmiştim, ayrıca kelepçeli vaziyette tanıyabileceğim polis tarafından suratıma yumruk atıldı. Yerde yüzü koyun yatarken ve ağzım burnum kan içindeyken her taraftan tekme ve darbelere maruz kaldım.
MADDE 27. - (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Sadece kendimi savunmaya çalıştım. Hakaretlere sözle karşı geldim.
Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit
MADDE 28. - (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hâllerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.
Karşı koyamayacağım, kurtulamayacağım cebir ve şiddet ile kişilik haklarıma sözlü küfürlere maruz kaldım.
Hata
MADDE 30. - (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
MADDE 34. - (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.
Ben geçici bir nedenle yani yılbaşı münasebetiyle evimde eşim ve kardeşim Ali BAŞBOSTANCI ile birlikte eğlence esnasında alkol aldım. Polislerin bana söylediği gibi olay mahallinde alkol almadım sadece beraberimde getirdiğim iki şişe biradan birini açtım bir yudum aldım. Olay mahallinde aldığım alkol hepsi bundan ibarettir. Zaten kahvehaneye girmem ile birlikte henüz iki üç dakika geçmemişti ki resmi ekip otosu geldi.
Zaman bakımından incelendiğinde doktor raporunda sabit olan 147 promil alkolün vücuduma bu kadar kısa sürede girmesi zaten mümkün değildir.
Yardım etme
MADDE 39. - (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
Kahvehanede polis komiserinin bana yumruk atması ile cesaret alan ve şiddeti bu cesaretle birlikte arttıran polislerin durumu bu madde ile ilişkilidir.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar, uzlaşma
MADDE 73. - (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.
(8) Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir.
Cumhuriyet savcılığındaki ifademde polislerden şikâyetçi olmadım. Bunun bir tek sebebi var, bende emekli olmadan önce kolluk kuvvetiydim. Ayrıca bir takım polislerin yapmış olduğu bu uygulamalar ile Emniyet teşkilatının şu aşamada zarar görmesini istemediğimden dolayıdır. Bir takım oluşumlar ve beklentilerim gerçekleştiğinde saklı olan şikâyet hakkımı kullanmayı düşünmüyorum.
İnsanlığa karşı suçlar
MADDE 77. - (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
b) Kasten yaralama.
c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
(b) bendini olaya müdahil olan o gece görevli olanlar işledi.
(c.) bendini yine olaya müdahil olan o gece görevli olanlar işledi. Tuvalette bana işkence eden polisi sanırım teşhis edebilirim.
(d) bendi ise, kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenip işlenmediğini savcının hangi saat itibari ile bilgisi olduğu tespitinden sonra açıklığa kavuşacak bir durumdur.
(f) bendini kesin teşhis edebileceğim polis memuru cinsel organını ve ellerini kullanarak ve kasten bana karşı ihlal etmiştir.
Kasten yaralama
MADDE 86. - (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama suçunun;
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kasten yaralama suçunu olaya müdahil olan polisler gerçekleştirmiştir. Kendimi savunamayacak durumda iken yani kelepçeli vaziyette iken polis komiseri suratıma yumruk attı. Üstelik bunlar kamu görevlisiydiler. Ayrıca Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
MADDE 87. - (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan, ikinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan az olamaz.
Ben tüm polislere böbrek hastası olduğu söylediğim halde işkence ve kötü muamelelerine devam ettiler. Tedavimin devam ettiği GATA Asker Hastanesinde yaptıracağım tetkik ve kontrollerde özellikle böbrek yetmezliğimle ilgili olumsuz anlamda tetiklenmiş bir durumun vukuu halinde, ayrıca başka hallerin tespiti durumunda yaşamımı tehlikeye sokan her türlü durumda; bu madde ile ilgili haklarımı saklı tutuyorum.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan, ikinci fıkraya giren hâllerde sekiz yıldan az olamaz.
(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına neden olması hâlinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hâllerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, ikinci fıkrasına giren hâllerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Yukarıdaki maddelerden biri yada bir kaçının oluşması durumunda yine tüm haklarımı saklı tutuyorum.
MADDE 89. - (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) Bilinçli taksir hâli hariç olmak üzere, bu maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
Yine yukarıdaki maddelerden birinin yada bir kaçının oluşması durumunda yine tüm haklarımı saklı tutuyorum.
İşkence
MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.
Bana yapılan saldırı, işkence ve kötü muamelelerden ibaret tüm söz ve davranışlar genelde ellerim kelepçeli iken yapıldı. Dolayısıyla beden veya ruh bakımından kendimi savunamayacak durumdaydım. Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi kısmını söylediğim gibi kesinlikle teşhis edebileceğim sivil polis yapmıştır. Suçun işlenmesinde yönetim ve otorite ihmali bulunan tüm hiyerarşik yapılanma kanımca sorumludur.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence
MADDE 95. - (1) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır.
(2) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
Yine yukarıdaki maddelerden birinin yada bir kaçının oluşması durumunda yine tüm haklarımı saklı tutuyorum.
Eziyet
MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Benim eziyet çekmeme yol açan tutum ve davranışları olaya müdahil olan polisler gerçekleştirmiştir.
MADDE 105. - (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Bu fiiller, hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
Cinsel saldırı suçunu teşhis edebileceğim polis gerçekleştirmiştir. Üstelik Beden veya ruh bakımından kendimi savunamayacak durumda kelepçeli vaziyette iken. Ayrıca bu kişi bu suçu kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle işlemiştir.
MADDE 109. - (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Savcının benim durumumdan hangi saat itibari ile haberli olduğunu ve bu konu ile ilgili nasıl bir karar verdiğini bilmiyorum. Ancak polisler tarafından hürriyetimden yoksun bırakılma suçu işlenmiş ise, bu konu hakkında ki haklarımı da saklı tutuyorum. Ayrıca karakolda sanırım bana hile ile emniyet müdürü diye biri tanıtıldı, kendisinden kimliğini göstermesini istedim fakat oda kimliğini ispat etmedi. Israrla göstermedi.
Alkol almanın karşılığı, (ki bunun suç olmadığı biliyorum), bana bağıran hakaret eden, askeri kimliğimi aşağılayan, beni tartaklayan, döven söven polislere, karşı sadece kendimi ve haklarımı savundum, hatta kelepçelenerek savunmasız vaziyette iken işkence edildim. Tüm bunların karşılığında eğer suç işlediysem suça karşılık hürriyetimin kısıtlanmasını hak ettiğimi de düşünmüyorum.
MADDE 122. - (1) Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak;
a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan hâllerden birine bağlayan,
Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
Askeri emekli olmamdan gıcık alan polis burada ayrımcılık yapmış ve kimliğimi fırlatıp atmıştır. (a) bendine aykırı olarak kimliğimi ispata yarayan belgeyi hiçe saymış ve saygınlığımı zedelemiş ve beni tahrik etmiştir.
Haberleşmenin engellenmesi
MADDE 124. - (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Yakınlarımdan birine ulaşabilmemin temin edilmesini rica ettiğimde bu yapılmadığı gibi engellenmiştir.
Hakaret
MADDE 125. - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Ceza, hakaretin alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılır.
Polisler; onur, şeref ve saygınlığımı rencide ederek her türlü aşağılık yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığıma saldırıda bulundular. Üstelik bu fiillerin bir kısmını alenen yaptılar.
MADDE 131. - (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Bir takım oluşumlar ve beklentilerim gerçekleştiğinde saklı olan şikâyet hakkımı kullanmayı düşünmüyorum.
MADDE 132. - (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlâli haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
MADDE 133. - (1) Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu konuşmaların basın ve yayın yoluyla yayınlanması hâlinde de, aynı cezaya hükmolunur.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Baro tarafından görevlendirilen avukat ile yaptığım gizli görüşmeyi, avukat bey görevinin ilkesel yaptırımlarını çiğneyerek benimle yapmış olduğu gizli görüşme içeriklerini kendi iradesiyle benim rızam olmaksızın polis memuruna açıkladı. Bu avukat beni nasıl savunabilirdi. Elbette ki bu avukatı müdahil olarak kabul etmedim. Ama yinede kendi kafasına göre bir takım evrakları sanırım benim adıma imzaladı.
4. YAKALAMA, GÖZALTINA ALMA VE İFADE ALMA YÖNETMELİĞİ İLE İLGİLİ MADDELER.
Madde 6 (7 nci paragraf.) Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır, bu tutanağın bir sureti yakalanan kişiye verilir. Bu kişiye ayrıca haklarının yazılı olarak bildirildiğini ve kendisi tarafından da bu hususun anlaşıldığını belirten bu Yönetmeliğe ekli "Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı Şüpheli ve Sanık Hakları Formu" (EK-A) tanzim edilerek imzalı bir örneği verilir.
Kesinlikle bu sayılanların hiç biri bana yapılmadı.
Yakınlarına haber verme
Madde 8 – Yakalanan kişinin;
a) Kendisi ile birlikte bir kişi varsa bu kişi vasıtasıyla,
b) Suçun işlendiği veya yakalandığı yerde ikâmet ediyorsa ve haber vereceği yakınının telefon numarasını biliyorsa ya da kolluk vasıtasıyla sair suretle tespit edilebiliyorsa, telefon ile,
c) Haber vereceği yakınının telefon numarasını bilmiyorsa ilgili yer kolluğu vasıtasıyla,
d) Konutu suç yeri dışında ise telefonla veya kişinin adresinin bulunduğu yerle ilişki kurulmak suretiyle, yakalandığı, gözaltına alındığı veya gözaltı süresinin uzatıldığı Cumhuriyet savcısının emriyle gecikmeksizin bir yakınına veya belirlediği bir kişiye haber verilir.
Yakalanan veya gözaltına alınan kişi yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, durumu vatandaşı olduğu ülkenin büyükelçiliği veya konsolosluğuna haber verilir.
Muhafaza altına alınmak amacıyla kişinin yakalandığı, istediği kanunî yakınlarına derhâl bildirilir.
Yönetmeliğin bu maddesine göre tüm haklarım ihlal edildiği gibi bu yöndeki taleplerime olumlu karşılık verilmedi, bilakis girişimlerim engellendi.
Sağlık kontrolü
Madde 9 – Yakalanan kişinin gözaltına alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir.
Yakalanmamdan çok zaman sonra hekim kontrolünden geçirilmek üzere sağlık kuruluşuna götürüldüm. Çünkü bu zaman zarfında işkence ve kötü muameleye tabi tutuluyordum.
Gözaltına alınanlardan herhangi bir nedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenler, derhâl hekim kontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Bu durumdaki kişilerden kronik bir rahatsızlığı olanların, istekleri hâlinde varsa kendi hekimi nezaretinde resmî hekim tarafından muayene ve tedavi edilmeleri sağlanır.
Doktora kronik böbrek yetmezliği hastası olduğumu söyledim. Hayalarımın karakolda sıkıldığını, belirttim. Doktor raporunda üroloji uzmanın tetkikini istediği halde bu konu ile ilgili girişim yapılmadı, nezarethane çıkış raporunun alındığı esnada bu durumu hatırlattığım halde kimse kale almadı.
Tıbbî muayene, kontrol ve tedavi, adlî tıp kurumu veya resmî sağlık kuruluşlarınca yapılır. Hekim raporu üç nüsha hâlinde düzenlenir. Kolluk görevlileri tarafından, hekim raporunu verecek birime, yakalananın nezarethaneye giriş raporu mu, yoksa çıkış raporu için mi getirildiği yazılı olarak bildirilir.
Yakalama veya nezarethaneye giriş raporunun bir nüshası raporu tanzim eden sağlık kuruluşunda saklanır, ikinci nüshası gözaltına alınana, üçüncü nüsha ise soruşturma dosyasına eklenmek üzere ilgili kolluk görevlisine verilir..
Hekim raporu tarafıma verilmedi. Araçta karakola intikal ederken ben polislerden istedim önce vermediler suç işliyorsunuz uyarısından sonra vermeyi doğru buldular, ancak karakoldaki polisler tarafından raporlarım zorla benden alındı. Bu durum eşyalarımın müsadere edildiğini belirttikleri tutanağa bakıldığında görülecektir.
Hekim muayene esnasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 94 üncü maddesinde belirtilen işkence, 95 inci maddesinde belirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence ve 96 ncı maddesinde belirtilen eziyet suçlarının işlendiği yolunda herhangi bir bulguya rastlaması hâlinde, keyfiyeti derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir. Bu durumda Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmeliğin 7 ve 8 inci maddesine göre işlem yapılır.
Bu maddede belirtilenlerin gerçekleştiğini hekime söylediğim halde Cumhuriyet Savcısına durum bildirilmedi. İlgili maddelere göre işlem yapılmadı.
Hekim ile muayene edilen şahsın yalnız kalmaları, muayenenin hekim hasta ilişkisi çerçevesinde yapılması esastır. Ancak, hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk görevlisinin gözetiminde yapılmasını isteyebilir. Bu istek belgelendirilerek yerine getirilir. Bu durumda gözaltına alınan kişinin talebi hâlinde müdafiî de muayene sırasında gecikmeye neden olmamak kaydıyla hazır bulunabilir.
Hastane ortamında hekim ile çok kısa bir süre yalnız kalabildim. Hastane görevlilerine, hekime yada hemşirelere karşı herhangi bir saygısızlığım asla olmadı. Ancak polislerden sivil olan biri muayene esnasında ellerim kelepçeli vaziyette iken benim feryat figanımdan olumsuz etkilenmiş olacak ki suratıma yumruk attı. Polisler genel olarak sürekli yanımızdaydı. Hasta ve hekim olarak yalnız kalmamıza müsaade etmediler.
Yakalama ve gözaltı işlemlerine karşı hâkime başvurma
Madde 15 – Yakalama, gözaltına alma işlemine veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafi veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı hemen serbest bırakılmasını sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Yakalanan kişinin dilekçesi yetkili hâkime en seri şekilde ulaştırılır.
Cumhuriyet savcısının gözaltına alma işlemi için sözlü yada yazılı emrinin olup olmadığı ısrarla her aşamada sordum. Bu konu ile ilgili olarak saat 3 sularına kadar kimseden bilgi alamadım. Serbest bırakılmam için ilgili makamlara ulaşabilmek için yardım taleplerim, iletişim haklarım, yakınlarıma haber verilmesi taleplerim, hep engellendi. BU konularda hiçbir yardım alamadım.
Yetkili mercilere sevk veya serbest bırakma
Madde 17 – Yakalanan kişi, gözaltına alınmasını gerektirecek bir nedenin tespit edilememesi veya yakalama sebebinin ortadan kalkması hâlinde Cumhuriyet savcısının emri ile kolluk kuvvetince derhâl salıverilir.
Şükür ki görevini layığı ile yapan Cumhuriyet savcısı tarafından nihayetinde serbest bırakıldım.
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.
BU METNİN TAMAMI www.ibrahimbasbostanci.com adlı internet sitesinde yayımlanmaktadır. Metni dileyen herkes oradan indirebilir.